Sağolasın domuz gribi

30 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Haber, Manşet

Can İzbul yazdı

sagol

Kimse kusura bakmasın, Grip A/ H1 N1 ya da klasik adıyla “domuz gribi”, Türk insanın hijyen tutkusunun, sağlık bilincinin inanılandan çok daha güçlü olduğunu düşündürmeye başladı.

TV’lerde alınan önlemleri, konuşan uzmanları gördükçe, gazetelerde, sitelerde yazılanları okudukça, Türkiye’nin, bırakın Avrupa’yı dünyanın “en hijyen meraklısı – sağlık fetişisti ülkesi” olduğunu iddia edebilecek bir hale geldim.

Basından yansıyan manzara şu;

Her yer ilaçlanıyor, millet maskelere hücum ediyor, okullar kapatılıyor, camilerde cemaat maskeyle namaz kılıyor, protokol ellerini jel-liyor.

İyi de;

Trafikte her yıl binlerce kişinin öldüğü, AIDS’li olduğunu söyleyen insanlara, “Gel yavrum bize birşey olmaz!” diyen vatandaşların TV programlarına konu edildiği, doktora ancak ölmeden önce gitmeyi düşünebilecek çok sayıda insanın varlığının bilindiği bir ülke değil mi burası?

Banyodan, sudan hoşlanmayanların oranın hiç de az olmadığı yolundaki şakalarla bilinen, otobüslerde ciddi koku sorunu yaşanan bir memleket değil mi?

Doğumda çocuk ölümleri sıralamasında, ne yazık ki, hala başa güreşen ülkelerden birinde yaşanmıyor mu bütün bu “sürreel domuz gribi önlemleri”.

Şaşırmamak elde değil.

Ama tabii bu kötü birşey de değil. Biraz histerik görünse de, bilinçlenme adına önemli bir gelişme bile sayılabilir.

O noktaya döneceğim ama önce şunu söyleyeyim;

Yaklaşık 10 milyonluk Belçika’da Nisan ayından bu güne kadarki vaka sayısı 35.000 (evet otuz beş bin.) Virüsü kapanların sayısı her hafta neredeyse ikiye katlanıyor.

Küçücük Belçika’da domuz gribinden şu ana kadar 5 kişi öldü.

Yani İstanbul’dan daha az nüfusu bulunan bir ülkede, vaka ve ölüm sayısı Türkiye’nin kat be kat üzerinde.

Ama Belçika’da ne Türkiye’deki “histeriye yaklaşan” bakış açısı ve medya takibi var, ne de ülkenin her bir köşesini ilaçlamaya çalışan insanlar.

Elbette, burada da aşı konusu tartışılıyor ama aklı selim hakim diyebiliriz.

Dedik ya, her konuda çok hassas, insan sağlığına son derece değer veren bir ülke oluruz da bu domuz gribi histerisini anlarım.

Yahu burası, “trafikte solladı” diye gündüz vakti sokak ortasında insanların birbirini gözünü kırpmadan öldürebildiği bir ülke değil mi?

Diş fırçalamada Avrupa’nın en gerideki memleketlerinden birisi değil miyiz?

Bize bir şey olmazcılara ne oldu? Nedir bu hassasiyet?

Önlem alınmasın demiyorum elbette. Tabii ki devlet ve halk dikkatli ve bilinçli olmaya gayret edecek.

Kişisel bakım, sağlık bilincinin gelişmesi vs. çok önemli. Ve yine dedik ya; Domuz gribi bilinçlenmeye vesile olacaksa o da bir gelişme.

Neredeyse insanın “Sağolasın domuz gribi!” diyesi geliyor.

Böylece ne kadar sağlık düşkünü bir millet olduğumuz ortaya çıkmış oldu.

Keşke başka başka alanlarda da domuz gribindeki kadar hassas ve düşünceli olabilsek!

Keşke çok daha sağlam, iyi beslenmiş, sağlıklı nesiller yetiştirebilsek.

Keşke kendi sağlığımıza ve başkalarının sağlık ve afiyetine gerçekten çok dikkat edebilsek.

Hepinize sağlıklı günler…

Aziz Yıldırım boşanıyor mu

30 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Magazin, Manşet

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın, bir süredir arasının açık olduğu 29 yıllık eşi Yıldız Yıldırım ile tekrar bir araya gelmesi yönündeki çabalar sonuç vermedi.

sa

Eşi Yıldız Yıldırım’la yaklaşık bir yıldır ailevi sorunlar yaşadığı bilinen ve bu yüzden evi terk ettiği iddia edilen Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım boşanma sürecini başlattı. Aziz Yıldırım’ın geçtiğimiz günlerde boşanma konusunda avukatıyla görüştüğü ve dava açılması için talimat verdiği öğrenildi. Ailesinin
yakın dostlarının uzun süredir Yıldırım çiftinin arasını yapmaya çalıştığı ancak bu çabaların bir sonuç vermemesi üzerine Yıldırım’ın böyle bir karar aldığı iddia edildi.

DAHA ÖNCE YALANLAMIŞTI
Daha önce bir dergi, Yıldırım’ın eşi Yıldız Yıldırım’la ciddi sorunlar yaşadığını yazmıştı. Bunun üzerine kulübün internet sitesinden “Haber içeriği tümü ile gerçek dışı ve hayal ürünüdür. Yıldız-Aziz Yıldırım çifti boşanmak için mahkemeye başvurmadıkları gibi, derginin iddialarının tersine mutlu bir yaşantı sürmektedirler. Derginin doğrulatma ihtiyacı bile duymadan insanların ailevi yaşantısını hayal ürünü senaryolarla spekülasyon konusu yapması basın etiğine aykırıdır ve sadece reyting amaçlıdır. Sorumluları hakkında
hukuki yollara başvurulacaktır” açıklamasına yer verilmişti.

29 yıllık evli Yıldırımçiftinin iki kızı bulunuyor. Aziz Yıldırım bir süre önce büyük kızından bir torun sahibi olmuştu. Fenerbahçe tarihinin son 11 yılına damgasını vuran Başkan Aziz Yıldırım, aynı zamanda Fenerbahçe tarihinin en fazla şampiyonluk gören başkanı unvanının da sahibi.

Seriyi bozmak istemiyor

30 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Manşet, Spor

Denizli, Kasımpaşa ve Eskişehir’i deviren Kartal, seriyi sürdürmek için Başkent deplasmanında

assa

Ankaraspor karşısında elde edilen hükmen galibiyetle birlikte son 4 lig maçını kazanan Beşiktaş, 11. hafta mücadelesinde Ankaragücü’ne konuk olacak.

Ligde son haftalarda çıkışa geçen Kartal’da hedef, seri galibiyetlere devam etmek. Ankaraspor’un ligden düşürülmesi nedeniyle geçen hafta maç yapmayan Ankaragücü ise 12 günlük dinlenmenin de etkisiyle hanesine 3 puan yazdırmak istiyor.

Siyah-beyazlılar, geride kalan 10 maçta topladığı 18 puanla 5. sırada yer alıyor. Başkent temsilcisi ise 12 puanla 11. sırada bulunuyor.

Ankara 19 Mayıs Stadı’nda saat 20:00 başlayacak mücadeleyi hakem Halis Özkahya yönetecek.

-ERNST, FERRARI VE SIVOK CEZALARINI TAMAMLADI-

Beşiktaş’ın Ankaragücü ile yapacağı maçta cezalarını tamamlayan Ernst, Ferrari ve Sivok da forma giyebilecek. Teknik Direktör Mustafa Denizli’nin savunmanın göbeğini Sivok ve Ferrari ikilisine emanet etmesi ve Fink’i yedeğe çekerek orta sahada çok güvendiği Ernst’i oynatması bekleniyor.

Siyah-beyazlı takımda, sakatlıkları süren Delgado, Holosko ve Rıdvan yarınki mücadelede forma giyemeyecek.

-TARAFTAR TEPKİSİ-

CSKA Moskova karşısındaki yenilginin ardından taraftar tepkisine maruz kalan Beşiktaş’ta, iyi sonuçların ardından Ankaragücü maçında taraftarların tepkisinin ne yönde olacağı merakla bekleniyor.

Siyah-beyazlı taraftarlar, son maçlardaki olumlu sonuçların ardından futbolculara yönelik tepkilerine son verirken, Yıldırım Demirören’i ise protesto etmeye devam etti.

Spam kralı”na rekor ceza

30 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Manşet, Teknoloji

Facebook’a 711 milyon dolar ödeyecek

manset_ic_183304

ABD’de görülen davada, “spam kralı” lakaplı Amerikalı bilgisayar korsanı Sanford Wallace, Facebook internet sitesine 711 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi.

California’da görülen davada, Facebook’un Wallace’ın gönderdiği spamlar (reklam amaçlı istenmeyen e-posta) ve mesajlar sayesinde Facebook kullanıcılarının hesaplarına izinsiz olarak sızdığına yönelik şikayeti haklı bulundu.

Facebook yetkililerinden Sam O’Rourke, sitenin resmi blogundaki açıklamasında, “bu tazminatın büyük kısmını alabileceklerini sanmadıklarını, ancak bunun bu tür suçları işleyenler için caydırıcı olacağını düşündüğünü” ifade etti.

Wallace hakkında California’daki federal savcının da karara itaatsizlikten dava açabileceği ve Wallace’ın hapis cezasına da çarptırılabileceği belirtiliyor.

Wallace, başkanlığını yaptığı şirketin 1990′lı yılların sonuna doğru günde 30 milyon “spam” göndermesi nedeniyle “Spam Kralı” ve “Spamford” lakaplarıyla anılıyor.

“Spam Kralı”, geçen yıl da benzer bir davada MySpace sitesine 230 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmişti.

İnsan öpüştüğü kişiden etkilenmez mi

29 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Magazin, Manşet

Yastıklı sevişme sahnelerine Cem Davran yorumu: Niyet kötüyse araya ikiz yatak koysan fark etmez

cemdavrank

Uzun bir aradan sonra Melekler ve Kumarbazlar filmiyle drama oynayan ünlü oyuncu Cem Davran Hülya Avşar Soruyor’un konuğu oldu.

Melekler ve Kumarbazlar’da rol alabilmek için 2 ayrı projeyi reddettiğini söyleyen Cem Davran, filmin birçok festivalde gösterileceğini vurguladı.

Sevişme sahnelerinde “araya yastık konması”yla ilgili esprili bir yaklaşımda bulunan Davran, “Niyetin bozuksa araya ikiz yatak koysan fark etmez” dedi. Hülya Avşar’ın “Eşin seni oynadığın sahneler için kıskandı mı?” şeklindeki sorusuna Cem Davran, “Eşim bir aktörle evli olduğunun farkında. Benim karım dahil, her kadın şiddetle kıskanır. Ama o kadar yıl geçti ki. Beni o kadar filmde, tiyatroda izledi ki…” şeklinde yanıt verdi.

Cem Davran şöyle devam etti: “Eşim bana sevişme sahnelerinden sonra ‘Etkilendin mi?’ diye sormadı. Ama tabii ki etkilendim. İnsan öpüştüğü kişiden etkilenmez mi!”

DTP süreci tahrip etti

29 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Haber, Manşet

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çankaya Köşkü’nde verilen resepsiyonda PKK’nın Mahmur kampına ilişkin ayrı bir çalışma yürüttüklerini söyledi.

atalaytahripk

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü’nde verdiği 29 Ekim resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Atalay, Habur’da DTP’nin kontrolü kaybedip kaybetmediğinin sorulması üzerine, “Öyle diyorlar ama ben öyle sanmıyorum. DTP’nin kontrol altına alıp almadığı önemli değil. Mitingleri DTP organize etti. Süreci tahrip ettiler. Bu mitinglerin hepsi DTP’nin işi. Mitinglerin hepsini DTP organize etti” dedi.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, önemli olanın Kuzey Irak’ın terör örgütü olmaktan çıkarılması olduğuna dikkat çekerek, “Yarın Dışişleri Bakanımız bölgeye gidiyor. Bu gerçekten çok önemli” diye konuştu.

Bakan Atalay, bir soru üzerine sürecin devam ettiğini önümüzdeki günlerde yeni dönüşlerin olacağını da belirterek, Mahmur kampı ile ilgili olarak ayrı bir kanaldan çalışma yürüttüklerini de kaydetti. Konunun TBMM’de ne zaman görüşüleceğinin sorulması üzerine de Atalay, “Kasım ayında bu görüşülebilir” dedi.
Bakan Atalay, Silopi ve Habur’da yaşananların yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Bütün bunlar sürecin durduğu anlamını taşımamaktadır” şeklinde konuştu.

Kadıköyde Klasiko

25 Ekim 2009 Yazan GezegeN  
Kategori Manşet, Spor

F.Bahçe, ezeli rakibi G.Saray’ı 2 farkla geçerek bir kez daha Kadıköy’de gülen taraf oldu ve zirvede 5 puanlık bir avantaj sağladı.

haber_ic_181764

Turkcell Süper Lig’in 10. haftası muhteşem bir mücadeleye ve olaylarla dolu bir derbiye sahne oldu. Fenerbahçe ezeli rakibi Galatasaray’ı 3-1 yenerek haftayı çok önemli bir galibiyetle kapattı. İlk yarısında bir futbol maçından çok uzak kalan ancak ikinci yarıda bir derbi olduğunu hatırlayan mücadelede, Alex’in 2 ve Guiza’nın da son dakikada Galatasaray ağlarını havalandırdığı gecede, Sarı Kırmızılı ekibin tek sayısı Hakan Balta’dan geldi. Fenerbahçe bu sonuçla Galatasaray ile arasındaki puan farkını 5 yaparken liderliğini sürdürdü. Galatasaray ise Bursaspor’un ardından 3. sırada yer aldı. Bir kırmızı kartın çıktığı gecede Keita, Galatasaray’ı 10 kişi bırakan isim olurken Baros’un maçın hemen başında sakatlanması, tribünlerden atılanlar ve futbolcuların kendi aralarındaki tartışmaları zaman zaman derbinin önüne geçen olaylardı.

Fenerbahçe, bu galibiyetle puanını 27 yaparken, Bursaspor 22 puanla haftayı ikinci sırada tamamladı. Averajla 3. sırada kalan Galatasaray’ın da 22 puanı bulunuyor.

-FENERBAHÇE: 3 – GALATASARAY: 1-

Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Bünyamin Gezer, Serkan Gençerler, Tarık Ongun
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan, Bilica, Lugano, Roberto Carlos, Mehmet Topuz, Cristian, Emre, Vederson (Dk. 90 artı 1 Selçuk), Alex (Dk. 76 Dos Santos), Kazım (Dk. 72 Güiza)
Galatasaray: Franco, Sabri, Servet, Gökhan, Hakan, Ayhan, Mustafa, Keita, Elano (Dk. 82 Aydın), Arda (Dk. 57 Kewell), Baros (Dk. 5 Nonda)
Goller: Dk. 12 ve Dk. 53 (penaltıdan) Alex, Dk. 90 2 Güiza (Fenerbahçe), Dk. 56 Hakan (Galatasaray)
Kırmızı Kart: Dk. 74 Keita (Galatasaray)
Sarı Kartlar: Dk. 27 Keita, Dk. 52 Franco, Dk. 61 Nonda, Dk. 86 Ayhan (Galatasaray), Dk. 75 Roberto Carlos (Fenerbahçe)

Heyecanla beklenen 100 yılın derbisinde gülen taraf Fenerbahçe oldu. Sarı Lavicertliler, Kadıköy’de Galatasaray’ı 3-1 yendi. Fenerbahçe bu galibiyetle ezeli rekabette Kadıköy’de yenilmeme serisini 10 maça çıkartmış oldu. Dev derbide kaptan Alex, Fenerbahçe’yi sırtlarken yine uzun zaman konuşulacak bir derbi gecesi yaşandı. Fenerbahçe, Süper Lig’de 27 puanla liderlik koltuğunu bırakmazken Galatasaray ile olan puan farkını 5 yaptı. Sarı Kırmızılı ekip ise 22 puanla Bursaspor’un ardından averaj farkı ile haftayı 3. sırada kapattı.

Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda maça saha içi ve dışı olaylar yine damgasını vurdu. Nefeslerin tutulduğu maç, Fenerbahçe’nin üstünlüğü ile başladı. Henüz maçın 1. dakikasında Milan Baros sakatlandı ve yerini Nonda’ya bıraktı. 12. dakikada Alex sahneye çıktı. Ceza sahası içerisine gelen topu Roberto Carlos üzerinden atlayarak, Alex’e bıraktı. Kaptan, bu fırsatı kaçırmadı ve skoru 1-0′a taşıdı. Galatasaray’ın tutuk bir futbol sergilediği ilk yarıda Kazım Kazım, girdiği birçok pozisyondan faydalanamadı ve ilk yarı bu sonuçla sona erdi.

İkinci yarının başlamasıyla derbide gollerde gelmeye başladı. Alex ceza sahası içinde Leo Franco’yu çalımlamak isterken yerde kaldı. Maçın hakemi Bünyamin Gezer kendinden emin bir şekilde düdüğünü çaldı ve penaltı noktasını işaret etti. 53. dakikada Alex kullandığı penaltıyı gole çevirdi ve skor 2-0′a geldi. Bu golden hemen 4 dakika sonra Sarı Kırmızılı ekipte Hakan Balta, pozisyonu çok iyi takip etti ve köşe vuruşunda yaşanan karambolde topu ağlara yolladı ve skor 2-1′e geldi. Bu golden sonra az da olsun toparlanan Galatasaray, beraberlik golünü aradı ama isteğine ulaşamadı. 74. dakikada Roberto Carlos ile Keita arasındaki mücadelede Keita, Carlos’un yüzüne vurunca Brezilyalı yerde kaldı. Bünyamin Gezer bu pozisyon sonrasında kırmızı kartını Fildişili futbolcuya gösterdi. Bu dakikadan sonra 10 kişi kalan rakibi karşısında ataklarını sürdüren Fenerbahçe, 90+3 dakikada oyuna sonradan Kazım’ın giren Güiza’nın bulduğu golle durumu 3-1′a taşıdı.

Maçın bitiş düdüğü ile beraber ezeli rekabetin 363. randevusunda galip gelen taraf Fenerbahçe oldu.

ABD’den Müslümanlara “Teknolojik Kalkınma” fonu

25 Ekim 2009 Yazan GezegeN  
Kategori Manşet, Teknoloji

Fon kapsamında milyonlarca dolarlık yardım aktarılacak

manset_ic_181960

ABD’nin, Müslümanlar ülkelerdeki teknolojik kalkınmayı desteklemek için milyonlarca dolarlık bir fon ayırdığı bildirildi.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Başkan Barack Obama’nın, 4 Haziranda Kahire’de yaptığı konuşmada, ülkesinin Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki teknolojik kalkınmayı desteklemek için yeni bir fon oluşturulacağını duyurduğu hatırlatıldı.

Açıklamaya göre, bu taahhüdün hayata geçirilmesi yönündeki bir adım çerçevesinde, Amerikan hükümetine bağlı Denizaşırı Özel Yatırım Kurumu (OPIC), söz konusu ülkelerden seçilecek projelere 25 ila 150 milyon dolarlık katkı sağlayacak bir fon oluşturdu.

Küresel Teknoloji ve Yenilik Fonunun Asya, Orta Doğu ve Afrika’daki ülkelerde özel sektör yatırımları ve teknolojik büyümenin hızlanması ve desteklenmesine katkı sağlayacağı belirtilen açıklamada, fonun, projeler aracılığıyla teknoloji, eğitim, telekom, medya ve iş hizmetleri gibi alanlarda iş istihdamı ve ekonomik fırsatlar yaratacağı kaydedildi.

OPIC’den yapılan açıklamada da örnek projelerin yeni bilgisayar teknolojisi ve telekomünikasyon sistemlerinin geliştirilmesi ve geniş bant internet hizmetlerine erişimin artırılmasına katkıda bulunacağı ifade edildi.

Projelerin sunulması için son tarihin 30 Kasım olduğu, hangi projelerin seçildiğine dair sonuçların ise gelecek yıl Haziran ayında açıklanacağı bildirildi.

Zerrin Özer Helin Avşar’a konuştu

25 Ekim 2009 Yazan GezegeN  
Kategori Magazin, Manşet

Büyük değişimin sırrını anlattı.

ozerrllss

Zerrin Özer’le bir buçuk yıl önce taşındığı Bakırköy’de buluştuk. Ona sormak istediğim o kadar çok şey vardı ki… Ama en çok da nasıl bu kadar zayıfladığını merak ediyordum. Aşık filan mı olmuştu yoksa… Diyet listesini almam şarttı anlayacağınız. Peki spor yapmış mıydı? Aşağıda bu soruların hepsine ve daha fazlasına yanıt bulacaksınız…

 Son zamanlarda acayip kilo verdiniz. Tam olarak ne kadar?
27 kilo verdim. Gerçi 35 kilo vermişim gibi duruyor çünkü kemik yapım ince.
Diyetisyenler, “Çok şanslısın, üç kilo versen, altı kilo vermiş gibi durursun” diyor.
 Nasıl bir diyet yaptınız?
Yıllardır kilo alıp verdim. Yeryüzündeki bütün diyetlerin ana maddesini, sağlıklı olarak
neler yapılması gerektiğini biliyorum. İlk önce kan tahlili yaptırmak gerekiyor. Böylelikle vücutta ne eksik, ne fazla; nelerin gitmesi gerekiyor belli oluyor. Diyeti o sonuçlara göre yapmak lazım. Ben kırmızı et yemedim, çünkü sevmiyorum. Genelde sebze ağırlık beslendim. Sabah dört tane zeytin, kepek ekmeği, aralarda yoğurt, öğle yemeğinde sebze yediysem akşam balık veya tavuk yedim. Konuyu bildiğim için kendime göre rejim yaptım. Spor çok önemli.

ZAYIFLAMAK İÇİN TAŞINDIM
 Zayıflamak için her gün spor yapmak işe yarıyor mu?
Başarılı olmak için emek vermek gerekiyor. Mesela hiç bilmediğim bir semte,
Bakırköy’e taşındım. Spor salonunun yanında 70-80 metrekarelik bir daire tuttum. Ataköy Spor Merkezi’nin sahibi sevgili Ziya, “Zerrin gel spora başla” dedi. Ben de “Yerin çok uzak” dedim. O sıralar spor merkezinin tam yanındaki daire boşaldı,
tesadüf işte. Sadece sporla ilgilenseydim diğer işlerimi aksatmış olacaktım. Hem
sporumu hem diyetimi hem de diğer işlerimi yapabilmek için buraya taşındım. Çünkü biliyorsunuz, insanların zamanının çoğu trafikte geçiyor. Kendime kamp
hayatı kurdum. Ruhen de diyete başladım. Dedim ki; “Güzel olan her şeyi
hayatından çıkaracaksın, çünkü onlar kilo yapıyor.” Önceleri beynimi kontrol
edemezdim. Kilolarımdan asla mutlu olmadım. Bu durum hayatımın belli dönemlerinde bana büyük üzüntüler yaşattı. Bu sefer beynime yenilmiyorum, ona
hakim oluyorum. Biliyorsun Akrep burcunun en kötü özelliği sabırsız olmasıdır.
Bir buçuk sene, “Nasıl yapacağım” diye düşündüm. Kadir Çöpdemir, “Sende rejim gibi bir şeyler seziyorum” dedi, çünkü bir sürü yöresel yemek geliyor ve ben ağzıma sürmüyorum. “Kadının iradesini göstereceğim, bir buçuk senede 29 kilo vereceğim, göreceksiniz” dedim.
 Herkes bana da “Çok kilo vermişsin” diyor. Bir dönem 67 kiloydum. Aşık olduğum çocuk bana “Domuz” dedi, o gün tuvalette ağladım. Bunu hırs yapıp acayip kilo verdim. Sizin de başınızdan geçen böyle bir şey var mı?
15-16 yaşlarındayken, çok ünlü bir söz yazarı vardı, “Ne olur ona gidelim” diye
anneme yalavarıyordum. Çok tombul değildim ama kiloluydum epeyce. Tanıdıklar vardı, araya girdiler, annemi ikna ettim. Söz yazarı bana baktı, “Unut şarkı söylemeyi, seni gören televizyonu kapatır” dedi.

ANTİDEPRESAN KULLANDIM
 Gerçekten mi? İnanamıyorum… Peki ne yaptınız, bu sözler sizi üzmedi mi?
Çıkarken “Beni yanlış anladınız, amacım güzellik yarışmasına katılmak değildi” dedim ve çok ağlamadım. Annem o zamanlar pastaları saklıyordu, ben de “Pastayı
sakladın, esirgedin kızından” diye not yazıyordum. Ama bu olaydan sonra 20 kilo
verdim. Sonra yine aldım. Çok duygusalım. Hayatımın her döneminde
antidepresan kullandım. Antidepresanların en büyük yan etkisi, çok acıktırması
ve kilo aldırması. Bazıları “Bünyem böyle” der. Yok böyle bir şey. Bu lafların
hepsi yalan. Herkes kendini kandırıyor. Yemezseniz kilo almazsınız. Zeytinyağlı
fasulye yemekten içimde zeytin ağacı çıkacak. Zeytinyağlı fasulye, pırasa, dolma, bol salata… Bir dönem sürekli ton balıklı salata da yiyordum. Ama hep zeytinyağı koydum içine.
 “Zerrin Özer, albüm çıkaracağı zaman zayıflıyor” diyenler var…
Hiç alakası yok. Ayrıldığım eşim Levent, kilo vermemi çok istemişti. “Zerrin korkuyorum, tansiyonun çok çıkıyor” diyordu. Hiçbir zaman kırıcı konuşmadı ama her zaman kilo vermem gerektiğini söyledi. Onunla birlikteyken yapamadım. Şimdi “Acaba kendi kendime bu durumu inat mı yaptım” diye düşünüyorum.

YAŞADIKLARIM YAZDIKLARIMDAN ÇOK DAHA AĞIR ASLINDA
 Bir de kitabınız var; çok cesurca yazılmış, inanılmaz bir kitap. Etkilenmemek elde değil.
Aslında yaşadıklarım çok daha ağır ama kitapta sadeleştirerek anlattım. Orada anlatılanların hepsi gerçek; kendime hiç kıyak geçmedim, yaptığım yanlışları da yazdım. 18-19 sene boyunca yorganın altında her gece ağlıyorsunuz… Ama o zaman her şey çok farklıydı. Bunu o zaman açıklasaydım ailem kalp krizinden giderdi, ablam gider vururdu onu. Aileden birisi gibi gördüğü bir insan sonuçta.
 Bence en doğru zamanda açıkladınız.
Bilerek söylemedim. Artık nasıl dolmuşsam…
ALEVİ OLMAKLA GURUR DUYUYORUM
 Politikayla ilgileniyor musunuz?
Aleviyim ve bununla gurur duyuyorum. Çünkü bizim içimizde ilk başta insan sevgisi, laiklik, çağdaşlık, Atatürkçülük var. Her zaman haksızlığa karşı çıktım. Hiçbir mezhebe ve insanlığa yakışmayan şeylerin söylenmesi beni son derece sinirlendiriyor. Bir Alevi derneği kuracağım.

İLİŞKİMİZİ NEGATİF ENERJİ VE ŞEYTANİ GÜÇLER BİTİRDİ

 Bir erkeğin önce neresine bakarsınız?
Gözlerine bakarım. Çünkü her şey gözde biter.
 Yapmacık ilişkiler hissediliyor aslında. Sizin fotoğraflarınıza bakınca, birbirini seven bir çift görüyorduk.
Başta “Reklam” dediler. Levent bu sözlere cevap vermedi, her zaman sabretti. Ben kalabalık aileyi çok severim. Levent’in ağabeyi, onun kızı, annesi hep birlikte çok mutluyduk. Ama sonra şeytani güçler, negatif enerji geldi, böyle oldu. Hâlâ nasıl
olduğunu anlamış değilim aslında.
 Şu anda eskisine oranla daha dinamik, ayakları yere basan bir kadın var karşımda. Acaba yeni bir aşkın etkisi altında mısınız? Yoksa “Ben çok değiştim, işlerime sarıldım, bundan sonra kafam rahat mı” diyorsunuz?
Evet bu. İnsan sevdiğini uzakken de sevebiliyor. O zaman şarkıları daha iyi dinliyor. Şarkılarımı çok daha güzel yorumladım. Albümdeki şarkıların çoğunu Levent’i düşünerek söyledim. Çok duygulandım. Avrupa’da bir sanatçı aşık olursa ya da sevgilisiyle kavga ederse, hemen stüdyosuna koşar. Çünkü farklı nüanslar çıkıyor o zaman.

LEVENT ‘YENİDEN EVLENELİM’ DESE GÖZÜMÜ KIRPMADAN KABUL EDERİM

 Zayıfladıktan sonra karşılaştınız mı eski eşiniz Levent Süren’le?
Tabii. Dün gördüm. Ağabeyinin kızı Dünya’yı çok seviyorum, o benim her şeyim, ömrüm. Geçen gün onu görmeye gittiğimde karşılaştık, “Nasıl olmuşum” diye sordum. O da “İyi” dedi. “Benimle gurur duymanı istiyorum, başardım” dedim.
 Kilo evliliğiniz için sorun muydu?
Kilo, kendini beğenmemekten tutun da cinsel hayatınıza kadar her şeyi etkileyen bir dizi soruna yol açıyor. Hayatım boyunca maneviyata ve iç güzelliğine çok önem verdim. Ama herkes öyle bakmıyor. Bazı erkekler çok zayıf, bazı erkekler kilolu seviyor. Erkek, sözünün geçmesini ve sevdiği insanın zayıflamasını istiyor. Bunu
yapamayan kadınlar mutsuz oluyor. Ayrıca yapmak isteyip yapamayanlar da var. Kilo önemli bir şey.
 Eski eşiniz yeniden evlenme teklif etse, kabul eder misiniz?
Gözümü kırpmadan kabul ederim. Canım o benim. O, her şeyden önce, çok iyi arkadaşımdı. Levent o kadar olgun bir insan ki, ben hep çocuk gibiydim yanında.
 Levent Bey ondan büyük olmanızı dert etti mi hiç?
Levent’e bu yüzden sadece teşekkür edebilirim. Yaşımı asla problem etmedi.
 Anladığım kadarıyla onu hâlâ çok seviyorsunuz… Severken ayrılmak nasıl bir şey?
Çok saçma. Boşanma davasını ben açtım üstelik. Duruşmada karşımda duruyordu. Birbirimize baktık. Hakim o sırada “İyi düşündünüz mü” diye soruyor. Tam “Yok yapamayacağım” diyecektim ki, avukatım “Zerrin Hanım rezil olursunuz” dedi. İçim kan ağlayarak boşandım. Avukatım o cümleyi kurmasaydı, boşanmaktan vazgeçecektim. Biz Akrep burçları böyleyiz. Ya hep ya hiç. Uçlarda
yaşıyoruz. “Neden ayrıldınız” diyorlar. Çünkü ben çok hırpaladım ilişkimi. Önce alıp göklere çıkarıyorum, sonra birden bire yere atıyorum. Karşımdaki insan da ruhen hasta oluyor.
 Bir erkeğin sizi elde etmesi için ne yapması gerekiyor?
Çok şefkatli olmalı.
 Bebek yapmayı düşünüyor musunuz?
Hayatımda bir tek insandan olmasını istedim; o da Levent.
KELİME OYUNU

Ajda mı, Sezen mi?
SEZEN
Caz mı, pop mu?
CAZ
Çikolata mı, galeta mı?
MAALESEF GALETA
Genç mi, olgun mu?
OLGUN
Seks mi, yemek mi?
SEKS
Yatak mı, koltuk mu?
KANEPE
Gözlük mü, lens mi?
GÖZLÜK
Koca mı, hoca mı?
LEVENT
Maço mu, kılıbık mı?
MAÇO

Doğan bölge idare hakimlerini reddetti

25 Ekim 2009 Yazan GezegeN  
Kategori Haber, Manşet

Doğan’ın vergi davasında ince ve garip taktikler

doganredman

Vergi dairesinin 4.8 milyar TL teminat istemine ilişkin olarak 9. Vergi Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi üzerine, Doğan Grubu Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etmişti.

Bölge İdare Mahkemesi’nde, Vergiden Sorumlu Başkanvekili Hakim Selahattin Kuzucu başkanlığında heyet kurulduğu ve bu heyetin Perşembe günü dosyayı incelemeye alarak görüş oluşturduğu öğrenildi.

Heyetten Cuma günü karar çıkması bekleniyordu ancak Doğan Grubu avukatlarının kararın imzalanacağı toplantı öncesinde sürpriz bir adım atarak Başkanvekili Selahattin Kuzucu dışındaki hakimler hakkında reddi hakim isteminde bulunduğu öğrenildi.

Doğan Grubu’nun Ahmet Kurtluoğlu başkanlığındaki avukatlarının, heyetin bu konuda karar veremeyeceği gerekçesiyle İdari Yargılama Usul Kanununun 57/3 ve 4. maddeleri gereğince dosyanın Danıştay’a gönderilmesini hedefledikleri belirtiliyor.

Bölge Mahkemesinde bugüne kadar hiç rastlanmamış olan ve şok etkisi yaratan bu girişimin sonuç verip vermeyeceği merakla bekleniyor ancak görüşüne başvurduğumuz hukukçular red isteminin somut bir gerekçeye dayanmaması sebebiyle ve ayrıca İdari Yargılama Usul Kanununun 57/2. maddesi gereğince Doğan’ın bu isteğinin reddedilmesi ve reddi hakim talebinin ve yürütmeyi durdurma isteminin bölge idare mahkemesinde karara bağlanması gerektiğini belirttiler.

Doğan Grubu’nun bu girişimle, uzlaşma öncesinde bir yürütmeyi durdurma kararı alarak, uzlaşma görüşmelerine avantajlı oturmayı amaçladığı ileri sürülüyor.

Sonraki yazılar »